Cumartesi, Ocak 31, 2009
Davos rezilligini en iyi anlatan kose yazisi
Vidivodo
Ne mutlu Hamaslıyım diyene...
Vallahi kıskandım... Hep böyle altı okka bi başbakanım olsun isterdim.
Evlatlarımız kahpe pusularda şakır şakır şehit edilirken, açsın telefonu Barzani’ye, "eksküzmi" desin mesela... "Bundan böyle sınırdan kedi bile geçerse, çadırına F16 yağdırırım, nerden geldiğini şaşırırsın" desin... İsterdim.
Kafamıza çuval geçirdiklerinde, isterdim ki, toplasın kabineyi acilen, "İncirlik’e kilit vurdum" desin... Çağırsın ABD Büyükelçisi’ni, "Bak arkadaş, ya çıkıp özür dileyeceksiniz, ya da topla tasını tarağını Nebraska’ya kadar yolun var, anca gidersin" desin...
İsterdim.
Annan Planı’nı burnumuza dayadıklarında, kaldırsın telefonu, "Bizde güzel bir laf vardır dostum Kosta, senin anan güzel mi?" desin, şakayla karışık... Gitsin Kıbrıs’a, "Biz burdayız kardeşim, santim kımıldamayız, çok rahatsızsan ananı da al git" desin...
İsterdim.
Bize turistik vize bile verirken bin dereden su getiren ülkelerde bölücüler cirit atıyor, AB çatısı altında konferans filan düzenliyor... İsterdim ki, çıksın Meclis kürsüsüne, "Toprağıma, milletime yönelik bu husumet bitene kadar, AB ile ilişkilerimizi askıya alıyorum" desin... "Benim için bitmiştir, daha gelmem Brüksel’e" desin... İsterdim.
Uzatmayayım...
Kıskandım.
Ömrüm boyunca özlemini çektim.
Hamas’a nasip oldu.
Ne mutlu Hamaslıyım diyene.
Yilmaz Ozdil
Hurriyet
Etiketler:
Amerika,
Antisemitizm,
Avrupa,
Kibris,
Kürt,
Marka Deger,
Orta Dogu,
Tayyip,
Teror,
Yilmaz Ozdil
Dunya neyi konusuyor?
(...)
Kafamdaki asıl büyük soru ise şu:
Başbakan’ın çıkışını bütün dünyada bu kadar tartışılır yapan şey neydi? Söyledikleri mi, yoksa masadan kalkıp oturumu terk etmesi miydi?
Galiba ikincisiydi.
Çünkü söylediği şeylerin hemen hepsi, eski söylediklerinin tekrarından ibaretti.
Ertugrul Ozkok
Hurriyet
Kafamdaki asıl büyük soru ise şu:
Başbakan’ın çıkışını bütün dünyada bu kadar tartışılır yapan şey neydi? Söyledikleri mi, yoksa masadan kalkıp oturumu terk etmesi miydi?
Galiba ikincisiydi.
Çünkü söylediği şeylerin hemen hepsi, eski söylediklerinin tekrarından ibaretti.
Ertugrul Ozkok
Hurriyet
Etiketler:
Antisemitizm,
Avrupa,
Ertugrul Ozkok,
Marka Deger,
Orta Dogu,
Tayyip
Cuma, Ocak 30, 2009
Mine Alpay Gün'den irkcilik ve sacmalik dolu yazilar
Milli Gazete'de resimsiz ve e-mail adressiz yazan Mine Alpay Gun adli kisinin son yazilarindaki irkcilik sok edici. Yazidaki "yahudi" kelimesi "musluman", "Ermeni", "Turk", "Kurt" gibi baska irk veya din sifatlariyla degistirilirse Turkiye yasalarinda acilacak bir dava ile yazanin ceza almasi cok olasi. Iste bazi bolumler:
Yahudi yalnızlığı acındırması 29.01.2009
-(Radikal'de yayinlanan Leyla Navaro'nun yazisina hitaben) siz Yahudilerin her zaman yaptığı gibi yine muhteşem bir acındırma örneği.
-İsrail'de bu tarihi dostluk hürmetine sahi kaç Türkiyeli zenginimiz var. Ama sizler hâlâ bu ülkenin en müreffeh insanısınız. En zenginler listesinden adınız inmez.
-Yığınla yoksul Ermeni vardır bu ülkede ama bir tane fakir Yahudi yoktur.
-bir Havranın önünden geçerken görüyorum kadınlarınızı. Ama çok da dikkat ediyorsunuz bir Müslüman kadın gibi örtünüp de, onlarla karıştırılmamaya.
-En son sizden bir aileyi Amsterdam havaalanında gördüm, uzun sakallı ve fötr şapkalı aile babasının yanında anne mantolu ve kocaman peruklu idi.
-Şöyle diyordunuz. Başörtü mü, asla. Ben Müslümana benzememeliyim.
-Ama fazla açılıp saçılmamanıza rağmen modayı siz yönlendirir, dünya kadınlarının önüne en açık modelleri diker moda diye bırakırsınız. Burada da ırkçılığınız sırıtır. Yahudi ırkı temiz kalsın. Dünya kadınları elindeki moda oyuncağı ile tepetaklak düşsün. Nasıl olsa kan ve can İsrail devletine feda olsun.
-Aynı metroda karşılaşıyorlarsa, Yahudi delikanlılar yumruklarını ve dişlerini sıkıp, yalnız bulduklarında Müslüman kızları dövüyorlarmış.
-Anlattıkları beş yıl önce idi, henüz bu kadar taze çocuk ve kadın doğramamışlardı.
-Bakalım Yahudiler gülümsemeyi ve selamlaşmayı, içine kapanmamayı, insan öldürmemeyi kıyamete değin öğrenebilecek mi?
-Abartı da olsa Strasbourg'da Nazilerin sizi yaktığı fırınları görünce, o muazzam sergileme gücünüz ve acındırma sanatınıza karşın günlerce kendime gelemedim.
Yahudi ile uğraşan abad olamaz 30.01.2009
-Posta gazetesinde M. Ali Birand telaşlanmış, "Yahudi aleyhtarlığı çok pahalıya mal olur", diyor. Sincan'da bir tiyatro sahnesinde gençler kefiyeli Filistinlileri oynamıştı. Onun bedelini ne kadar ağır ödedik öyle. Sincan gibi küçük bir Ankara ilçesinin mazlum halkına gözdağı vermek için tanklar geçirilmişti. Dönemin baş generali demokrasiye balans ayarı yaptık demişti. İsrail'e davet edilip ünlü cesaret ödülü yakasına takılmıştı. Çevik Bir hâlâ gurur duymakta mı acaba bu ödülden?
-Şimdi en modern liselerde bile İsrail mallarını protesto afişleri duvarlara asılmakta. "Her kuruş kardeşlerimize bir kurşun olmasın" kampanyasını bir ihtilalle ödemeyelim kaygısını duymuyor muyuz, sanıyorsunuz.
-Fatih'te vakko eşarplarını satın alan başörtülü kadınlara kampanyaya destek vermedikleri için, kaş çatıp surat astım, ama acaba onlar da olası bir Yahudi öfkesinden sakınmak için mi almakta idiler o eşarpları...
-Bizim çocuklar Yahudi markası çikolata ve yoğurtlarından vazgeçerler mi, sanıyorsunuz. Küçük Sahra, "Hayır Mine teyze, Filistinli ölü çocukların gözleri geliyor o yiyeceklerin raflarına tiksinti ile bakıyorum" derken her çocuk değil ama aileleri acaba o denli bilinçliler mi?
-M. Ali Birand gibi Leyla Navaro da sonumuzun iyi olmayacağını ihtar etmekte:
"Birlikte ortak kaderini paylaştığım, iyi ve kötü günlerde 'ne olacak bu durumumuz?' diye ülke sorunlarına hayıflandığım kimi vatandaşlar demek beni potansiyel düşman olarak addedecek, canımı yakmak ya da yok etmek isteyecek. Bugün kendim için üzülüyorum, ama açıkça söylemem gerekirse Türkiye'nin ırkçılığa kaymakta olan geleceği için de eşit derecede tedirginim, üzülüyor ve ürküyorum. Ve bu gidişe bilinçli ve sorumlu bir 'dur' denmezse Türkiye'nin kendini büyük bir yalnızlığa mahkûm edeceğinden korkuyorum. Karanlık bir yalnızlığa..." Bu satırlara yorumu siz yapın. İster tehdit deyin ister uyarı...
Mine Alpay Gün
Milli Gazete
Yahudi yalnızlığı acındırması 29.01.2009
-(Radikal'de yayinlanan Leyla Navaro'nun yazisina hitaben) siz Yahudilerin her zaman yaptığı gibi yine muhteşem bir acındırma örneği.
-İsrail'de bu tarihi dostluk hürmetine sahi kaç Türkiyeli zenginimiz var. Ama sizler hâlâ bu ülkenin en müreffeh insanısınız. En zenginler listesinden adınız inmez.
-Yığınla yoksul Ermeni vardır bu ülkede ama bir tane fakir Yahudi yoktur.
-bir Havranın önünden geçerken görüyorum kadınlarınızı. Ama çok da dikkat ediyorsunuz bir Müslüman kadın gibi örtünüp de, onlarla karıştırılmamaya.
-En son sizden bir aileyi Amsterdam havaalanında gördüm, uzun sakallı ve fötr şapkalı aile babasının yanında anne mantolu ve kocaman peruklu idi.
-Şöyle diyordunuz. Başörtü mü, asla. Ben Müslümana benzememeliyim.
-Ama fazla açılıp saçılmamanıza rağmen modayı siz yönlendirir, dünya kadınlarının önüne en açık modelleri diker moda diye bırakırsınız. Burada da ırkçılığınız sırıtır. Yahudi ırkı temiz kalsın. Dünya kadınları elindeki moda oyuncağı ile tepetaklak düşsün. Nasıl olsa kan ve can İsrail devletine feda olsun.
-Aynı metroda karşılaşıyorlarsa, Yahudi delikanlılar yumruklarını ve dişlerini sıkıp, yalnız bulduklarında Müslüman kızları dövüyorlarmış.
-Anlattıkları beş yıl önce idi, henüz bu kadar taze çocuk ve kadın doğramamışlardı.
-Bakalım Yahudiler gülümsemeyi ve selamlaşmayı, içine kapanmamayı, insan öldürmemeyi kıyamete değin öğrenebilecek mi?
-Abartı da olsa Strasbourg'da Nazilerin sizi yaktığı fırınları görünce, o muazzam sergileme gücünüz ve acındırma sanatınıza karşın günlerce kendime gelemedim.
Yahudi ile uğraşan abad olamaz 30.01.2009
-Posta gazetesinde M. Ali Birand telaşlanmış, "Yahudi aleyhtarlığı çok pahalıya mal olur", diyor. Sincan'da bir tiyatro sahnesinde gençler kefiyeli Filistinlileri oynamıştı. Onun bedelini ne kadar ağır ödedik öyle. Sincan gibi küçük bir Ankara ilçesinin mazlum halkına gözdağı vermek için tanklar geçirilmişti. Dönemin baş generali demokrasiye balans ayarı yaptık demişti. İsrail'e davet edilip ünlü cesaret ödülü yakasına takılmıştı. Çevik Bir hâlâ gurur duymakta mı acaba bu ödülden?
-Şimdi en modern liselerde bile İsrail mallarını protesto afişleri duvarlara asılmakta. "Her kuruş kardeşlerimize bir kurşun olmasın" kampanyasını bir ihtilalle ödemeyelim kaygısını duymuyor muyuz, sanıyorsunuz.
-Fatih'te vakko eşarplarını satın alan başörtülü kadınlara kampanyaya destek vermedikleri için, kaş çatıp surat astım, ama acaba onlar da olası bir Yahudi öfkesinden sakınmak için mi almakta idiler o eşarpları...
-Bizim çocuklar Yahudi markası çikolata ve yoğurtlarından vazgeçerler mi, sanıyorsunuz. Küçük Sahra, "Hayır Mine teyze, Filistinli ölü çocukların gözleri geliyor o yiyeceklerin raflarına tiksinti ile bakıyorum" derken her çocuk değil ama aileleri acaba o denli bilinçliler mi?
-M. Ali Birand gibi Leyla Navaro da sonumuzun iyi olmayacağını ihtar etmekte:
"Birlikte ortak kaderini paylaştığım, iyi ve kötü günlerde 'ne olacak bu durumumuz?' diye ülke sorunlarına hayıflandığım kimi vatandaşlar demek beni potansiyel düşman olarak addedecek, canımı yakmak ya da yok etmek isteyecek. Bugün kendim için üzülüyorum, ama açıkça söylemem gerekirse Türkiye'nin ırkçılığa kaymakta olan geleceği için de eşit derecede tedirginim, üzülüyor ve ürküyorum. Ve bu gidişe bilinçli ve sorumlu bir 'dur' denmezse Türkiye'nin kendini büyük bir yalnızlığa mahkûm edeceğinden korkuyorum. Karanlık bir yalnızlığa..." Bu satırlara yorumu siz yapın. İster tehdit deyin ister uyarı...
Mine Alpay Gün
Milli Gazete
Etiketler:
Antisemitizm,
Avrupa,
Egitim,
Ekonomi,
Insan Haklari,
Islam,
Mine Alpay Gün,
Seriat,
Teror
"Huysuz Turk" diyorlar

Turk ve Arap basini Erdogan'in tavrini bir basari gibi sunarken dunya basini "huysuz Turk", "kepazelik", "Davos'un sakin tartisma adabina ters" olarak yorumluyor. Yeni bir Ahmedinecat doguyor olmasindan dolayi huzursuz bir sekilde karsiliyorlar.
THE TIMES (İNGİLTERE):
Bu yılın sessiz geçen Davos zirvesi, politikacıların da katkısıyla gerçek bir dramaya dönüştü. Türk Başbakanı Erdoğan, tutkulu bir tartışmadan sonra sahneyi terketti. Erdoğan'ın, Peres'e cevap verirken sözü kesildi. Peres, işaret parmağını uzatarak Erdoğan'a İstanbul'a roketler yağsaydı, kendisinin de aynı şeyi yapacağını söyledi. Erdoğan bir daha dönmeyeceğini söyleyerek salondan ayrıldı. Forumun başkanı Klaus Schwab, daha sonra "Huysuz Türk" ile sakin bir basın toplantısı yaptı.
TIME (ABD):
Dünya ekonomi zirvesinin sessiz kurallarından biri de, bazıları buna Davos Ruhu der, katılanlar arasında sessiz bir anlaşmadır. Bu antlaşmaya göre, taraflar sorunlarını çözemeseler bile, en azından onları yapıcı bir şekilde söylerler. Bu da muhtemel bir çözüme giden yolda atılmış bir adımdır. Ancak Perşembe günü bu Davos ruhu İsrail'in Gazze operasyonu nedeniyle saldırgan ve çatışmalı duygulara sahne oldu. Sonu: Gazze 1 Davos ruhu: 0
Giriş konuşmasını yaptıktan sonra Erdoğan, gözle görülür bir şekilde giderek sinirlenere Pres'in İsrail' operasyonlarının nedenini anlatmasını dinledi. Gözle görülür bir şekilde kendisine söz verilmediğine sinirlenerek salonu terketti. Erdoğan İsrail ile diplomatik lişkisi bulunan Müslüman laik Türkiye'nin Müslüman lideri. Klaus Schwab hemen ortalığı yatıştırmaya çalıştı. Erdoğan da geri adım attı- birazcık da olsa... Son olarak toplarsa bu patlama anı ve tiyatral göstersi, sık sık gerçek dünyada ne olup bittiği tartışılmadığı için eleştirilen, dünyadan kopuk olmakla suçlanan Davos zirvesine gerçek bir heyecan getirdi.
FINANCIAL TIMES
Bu olay, kendini ülkeler arasında "doğal anlayışa" adayan zirvenin bugüne kadar yaşanmış en büyük üzüntülerinden biri oldu. Davos'taki Dünya Ekonomik Forumu, dün gece diplomatik bir kavgayla çalkalandı. İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres ile duygusal bir tartışma yapan Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, sahneyi hışımla terk etti. Olay, organizatörü Klaus Schwab'ın halklar arasındaki 'doğal anlayışa' adandığını söylediği Davos'taki en büyük aksaklıklardan biri oldu... "Tartışmanın katılımcılarından Arap Birliği Genel Sekreteri Amr Musa, Financial Times'a moderatörün 'açıkça haksızlık yaptığını' söyledi."
TELEGRAPH
Vay be ne geceydi. Hepimiz sandalyelerimize ağzımız açık gömüldük. Erdoğan, Peres'in suratına karşı "Katil" diyerek salondan ayrıldı. Peres ise, 25 dakika boyunca avazı çıktığı kadar tutkulu bir şekilde konuştu. Bam ki Moon ise, arada kaldı ve zamanının büyük bölümünü, ayakkabılarına bakarak geçirdi. Eğer, biz gazeteciler hata yaparsak, baskıyı kaçırırsak özür dileriz. Ama bugüne kadar hiç Ortadoğu ile ilgili gözlerimizin önünde böyle bir tartışma görmedik. Bunlar yaşanırken, başka şeye konsantre olamayız. Peres'in sinirlenmeye hakkı vardı. Erdoğan Obama'dan terörün ve teröristlerin yeniden tanımlanmasını istedi. Bu sözler Peres'i sinirlendirmiş olabilir. Bugün Türkiye'nin İslami lideri için kötü bir gün oldu. IMF ile antlaşmada güme gitti. "Bu dünyanın sonu" demişti.. Bakalım, yarın piyasalar ne söyleyecek.
INDEPENDENT
Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, Dünya Ekonomik Forumu'nda Gazze konusunda İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres'le sözlü olarak atıştıktan sonra sahne terk etti. Olay, Gazze'de 1300 kişinin öldüğü çatışma hakkındaki bir tartışmadan sonra meydana geldi. İki lider de seslerini yükseltti ki bu Davos'un seçkin ortamında hayli alışılmadık bir durum. Erdoğan, "insanların sizi alkışlamasını üzücü buluyorum dedi ve daha sonra "çok insan öldürüldü" diye sözlerine devam etti. Tartışmayı yöneten Ignatus araya girmeye çalıştı ancak Erdoğan bir daha Davos'a dönmeyeceğini söyleyerek sahneden ayrıldı.
AP: ALIŞILMADIK DURUM
Erdoğan’ın paneli terk etmesi, uluslararası ajanslar tarafından “acil” koduyla verdi. Amerikan AP ajansı, haberinde şunları söyledi: Peres ve Erdoğan’ın seslerini yükseletek konuşmaları şirket ve devlet liderlerinin buluştuğu böyle elit bir toplantıda görülmemiş bir şey. Davos, kibarca ve öğrenilmiş bir şekilde mutabakatla sonuçlanır. Bu olay, İsrail’in Hamas’a karşı düzenlediği operasyon nedeniyle oluşan duyguların hala ne kadar güçlü olduğunu gösteriyor. Toplantıyı izleyenler arasında ABD Başkanı’nın danışmanı Valerie Jarret da vardı. Jarret, donmuş görünüyordu.
BBC (İNGİLTERE)
Türk Başbakanı, İsrail Cumhurbaşkanı ile girdiği tartışma üzerine öfkeyle salonu terk etti. Erdoğan’ın “İnsanları öldürüyorsunuz” şeklindeki sözlerine Perez, “İstanbul’a roket yağsaydı siz de aynısı yapardınız” şeklinde cevap verdi. Moderatörün Erdoğan’ın tekrar konuşmasını engellemesi üzerine Türk Başbakan bir daha Davos’a gelmeyeceğini söyledi.
EL CEZİRE (KATAR)
Davos’ta Gazze fırtınası esti. Türkiye Başbakanı, dünya medyasının naklen yayınladığı bir panelde, moderatörün kendisine konuşma izni vermemesi üzerine öfkeyle salonu terk ederken, İsrail Cumhurbaşkanı’na “Siz ancak insanları öldürmeyi bilirsiniz” diye seslendi. Arap Birliği Genel Sekreteri Amr Muse, Erdoğan’ın tavrının anlaşılabilir bir hareket olduğunu söyledi.
HAARETZ (İSRAİL)
Türkiye Başbakanı, Simon Perez ile girdiği tartışmadan sonra kıpkırmızı bir yüzle salonu terk etti. Erdoğan’ı en fazla kızdıran, moderatörün ikinci kez konuşmasına izin vermemesi oldu.
INTERNATIONAL HERALD TRIBUNE (AVRUPA)
Türkiye Başbakanı Dünya Ekonomik Forumu’nda, İsrail Cumhurbaşkanı ile girdiği tartışma nedeniyle yüzü kıpkırmızı olmuş bir şekilde sahneyi terk etti. Simon Perez, kendisine “insanları öldürüyorsunuz” diyen Erdoğan’a parmak işaretleriyle “İstanbul’a roket yağsaydı siz de aynısını yapardınız” diye cevap verdi.
NEW YORK TIMES (ABD)
Davos’ta Ortadoğu savaşı yaşandı. Dünya Ekonomik Forumu’na çok sayıda lider katıldı. Ancak en ilginç toplantı, Türkiye Başbakanı Erdoğan’ın katıldığı panel oldu. Kıyamet, İsrail Devlet Başkanı Perez’in diğer panelistlerin suçlamalarına karşı yaptığı uzun ve sert konuşmadan sonra koptu. Washington Post’tan David Ignatius, moderatör olarak Başbakan Erdoğan’ın tekrar söz almasına izin vermek istemedi. Hatta devreye el kol hareketleri bile girdi. Erdoğan ve dolayısıyla Türkiye, Ortadoğu’daki barış girişimleri açısından çok önemli.
NOVOSTİ HABER AJANSI (RUSYA)
Türk Başbakanı Davos’ta katılımcılara meydan okuyarak toplantı salonunu terk etti. Oldukça duygusal olduğu gözlenen Erdoğan, İsrail liderine “Siz ancak insanları öldürmeyi bilirsiniz” dedi.
CBS NEWS TELEVİZYONU (ABD)
İsrail Cumhurbaşkanı’nın Türk Başbakanı Erdoğan’ı parmağıyla işaret edip ateşli bir üslupla “Aynı roketler İstanbul’a düşseydi siz de aynısını yapardınız” demesi Erdoğan’ı çileden çıkardı.
LA TRIBUNE DE GENEVE (İŞVİÇRE)
“Peres ile tartışma sırasında Erdoğan öfkeleniverdi. Türk Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın öfkesi, Davos’taki Gazze tartışması sırasında patladı.”
LE TEMPS (İSVİÇRE)
“Türk Başbakanı Davos’ta kapıyı çarpıp çıktı. Recep Tayyip Erdoğan, Ortadoğu’ya ilişkin hararetli tartışmalarda sözünün kesilmesine dayanamadı.”
WASİNGTON POST (ABD)
“Türk Başbakanı ile İsrail Cumhurbaşkanı Davos’ta çatıştı. Davos’taki atışmadan Türkiye’ye döndükten sonra kahraman gibi karşılandı.”
WASHİNGTON TİMES (ABD)
“Türkiye, Gazze konusunda İsrail’i hırpaladı. Türkiye’nin başbakanı Dünya Ekonomik Forumu’nda sahneyi terk etti.”
EL PAİS (İSPANYA)
“Davos Zirvesi’nden sonra binlerce Türk, Erdoğan’ı bir kahraman olarak karşıladı. Türk Başbakanı, Şimon Peres ile hararetli bir tartışmayı terk etti.”
VATAN
Etiketler:
Antisemitizm,
Avrupa,
Marka Deger,
Medya,
Orta Dogu,
Tayyip
"Anne, babanın yardımcısıdir"
"Ders Kitaplarında İnsan Hakları-2" projesinin sonuçlarına göre, incelenen 69 ilköğretim kitabından yalnızca 2’sinden, 70 orta öğretim kitabının ise 9’unda herhangi bir hak ihlaline rastlanmadı.
Ders kitaplarindaki bazi ayrimcilik uzerine insan haklari ihlalleri:
"Türküz, bütün başlardan üstünüz", "Batır Karadeniz’e, hamsilere yem olsun diyeceğim ama... gavur etiyle beslenen hamsiden hayır mı gelir/", "Türk dili dünyada en güzel, en zengin ve en kolay öğrenilebilecek bir dildir", "Baba ailenin geçimini sağlayan kişidir, anne, babanın yardımcısı olarak ailenin beslenmesi, çocukların bakımını, aile içinde sevgi ortamını sağlayan kişidir."
Radikal
Ders kitaplarindaki bazi ayrimcilik uzerine insan haklari ihlalleri:
"Türküz, bütün başlardan üstünüz", "Batır Karadeniz’e, hamsilere yem olsun diyeceğim ama... gavur etiyle beslenen hamsiden hayır mı gelir/", "Türk dili dünyada en güzel, en zengin ve en kolay öğrenilebilecek bir dildir", "Baba ailenin geçimini sağlayan kişidir, anne, babanın yardımcısı olarak ailenin beslenmesi, çocukların bakımını, aile içinde sevgi ortamını sağlayan kişidir."
Radikal
Etiketler:
Cocuk,
Egitim,
Insan Haklari,
Kadin,
Kürt
Davos’ta skandal
Azarlamaci Başbakanımız Tayyip Erdoğan dün de Davos’ta İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres’i azarladı.
Hem de bir uluslararası toplantıda ve -televizyonlarının başındaki milyonlarca izleyicinin önünde- olmayacak bir şekilde yaptı bunu.
Türkiye’yi nasıl bir "sinirlerine hakim olamayan" politikacının yönettiğini tüm dünya alem gördü.
Önce bir noktayı saptayalım:
Başbakan Erdoğan, katıldığı paneli yöneten kişinin öteki konuşmacılara -özellikle İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres’e- verdiği süre kadar konuşma süresi vermemesine tepki gösterebilir.
Ama hem taşıdığı sıfat hem de herşeyin azami dikkat ve nezaket kuralları içinde yürütüldüğü uluslararası bir toplantı, böyle bir harekete izin vermez.
Daha doğrusu yaparsınız, hatta kendi haklılığınıza dayanarak sandalyeyi alıp kızdığınız adamın kafasına da indirirsiniz ama o anda sizin haklılığınız unutulur. "Bu ne büyük bir kabalıktır? Böyle bir toplantıda öyle davranılır mı?" denir.
Ve haklı olsanız bile haksız duruma düşersiniz.
Başbakan Tayyip Erdoğan’ı çileden çıkartan, İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres’in hem normalden çok yüksek sesle hem de Reuters haber ajansının ifadesiyle "ülkesinin Gazze’ye yönelik olarak geçen ay yaptığı saldırıyı aşırı bir heyecanla savunması" ve zaman zaman da parmağıyla Erdoğan’ı göstererek, "Her akşam İstanbul’a roket yağsa Erdoğan ne yapardı?" diye sorması imiş.
Peres’in konuşmasını izleyemediğimiz ve bu satırların yazıldığı dakikaya kadar gelen bilgiler de pek yetersiz olduğu için o konuda bir değerlendirme yapmıyoruz.
Keza paneli yöneten Washington Post yazarı Daniel Ignatius’un Peres’e 25 dakika konuşma olanağı verip Tayyip Erdoğan’ın konuşma hakkını 12 dakika ile sınırlı tutmasının, bu vahim olayın meydana gelmesini tetiklediğini de kabul ediyoruz.
Ama diplomasi kurallarının geçerli olduğu ortamlarda sinirlerine egemen olan kazanır. Çünkü sinirlerine egemen olan duygularıyla değil aklıyla hareket eder. Örneğin en olumsuz koşullarda bile muhatabına "İnsan öldürmeyi siz iyi bilirsiniz" gibi bir sözü -o söz velev ki doğru olsun- söylemez.
Çünkü herşey unutulur, böyle bir söz unutulmaz.
Unutulmaması bir yana, ne kadar "ilişkilerimiz bundan zede görmez" dense de ilişkileri fena halde zedeler.
Tıpkı Amerikan birliklerinin, 3 Temmuz 2003 günü Kuzey Irak’ta 11 askerimizin başına çuval geçirip hem Silahlı Kuvvetlerimizi aşağılaması hem de ulusumuzu unutulmaz bir şekilde rencide etmesi gibi.
Buna rağmen dileriz Davos skandalı ardından Başbakan Erdoğan’a telefon eden Şimon Peres’in, "Ben size de Türk ulusuna da büyük saygı duyan biriyim. Sesimi yükseltmem, duyulmadığımı zannetmem yüzündendi" diyerek ortaya koyduğu olgun devlet adamlığı çizgisi Başbakan Erdoğan’ı etkiler. Böylece sinirleri sükunet bulur da...
Gereksiz yere bir çuval incir daha da berbat olmaz.
Oktay Eksi
Hurriyet
Hem de bir uluslararası toplantıda ve -televizyonlarının başındaki milyonlarca izleyicinin önünde- olmayacak bir şekilde yaptı bunu.
Türkiye’yi nasıl bir "sinirlerine hakim olamayan" politikacının yönettiğini tüm dünya alem gördü.
Önce bir noktayı saptayalım:
Başbakan Erdoğan, katıldığı paneli yöneten kişinin öteki konuşmacılara -özellikle İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres’e- verdiği süre kadar konuşma süresi vermemesine tepki gösterebilir.
Ama hem taşıdığı sıfat hem de herşeyin azami dikkat ve nezaket kuralları içinde yürütüldüğü uluslararası bir toplantı, böyle bir harekete izin vermez.
Daha doğrusu yaparsınız, hatta kendi haklılığınıza dayanarak sandalyeyi alıp kızdığınız adamın kafasına da indirirsiniz ama o anda sizin haklılığınız unutulur. "Bu ne büyük bir kabalıktır? Böyle bir toplantıda öyle davranılır mı?" denir.
Ve haklı olsanız bile haksız duruma düşersiniz.
Başbakan Tayyip Erdoğan’ı çileden çıkartan, İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres’in hem normalden çok yüksek sesle hem de Reuters haber ajansının ifadesiyle "ülkesinin Gazze’ye yönelik olarak geçen ay yaptığı saldırıyı aşırı bir heyecanla savunması" ve zaman zaman da parmağıyla Erdoğan’ı göstererek, "Her akşam İstanbul’a roket yağsa Erdoğan ne yapardı?" diye sorması imiş.
Peres’in konuşmasını izleyemediğimiz ve bu satırların yazıldığı dakikaya kadar gelen bilgiler de pek yetersiz olduğu için o konuda bir değerlendirme yapmıyoruz.
Keza paneli yöneten Washington Post yazarı Daniel Ignatius’un Peres’e 25 dakika konuşma olanağı verip Tayyip Erdoğan’ın konuşma hakkını 12 dakika ile sınırlı tutmasının, bu vahim olayın meydana gelmesini tetiklediğini de kabul ediyoruz.
Ama diplomasi kurallarının geçerli olduğu ortamlarda sinirlerine egemen olan kazanır. Çünkü sinirlerine egemen olan duygularıyla değil aklıyla hareket eder. Örneğin en olumsuz koşullarda bile muhatabına "İnsan öldürmeyi siz iyi bilirsiniz" gibi bir sözü -o söz velev ki doğru olsun- söylemez.
Çünkü herşey unutulur, böyle bir söz unutulmaz.
Unutulmaması bir yana, ne kadar "ilişkilerimiz bundan zede görmez" dense de ilişkileri fena halde zedeler.
Tıpkı Amerikan birliklerinin, 3 Temmuz 2003 günü Kuzey Irak’ta 11 askerimizin başına çuval geçirip hem Silahlı Kuvvetlerimizi aşağılaması hem de ulusumuzu unutulmaz bir şekilde rencide etmesi gibi.
Buna rağmen dileriz Davos skandalı ardından Başbakan Erdoğan’a telefon eden Şimon Peres’in, "Ben size de Türk ulusuna da büyük saygı duyan biriyim. Sesimi yükseltmem, duyulmadığımı zannetmem yüzündendi" diyerek ortaya koyduğu olgun devlet adamlığı çizgisi Başbakan Erdoğan’ı etkiler. Böylece sinirleri sükunet bulur da...
Gereksiz yere bir çuval incir daha da berbat olmaz.
Oktay Eksi
Hurriyet
Etiketler:
Avrupa,
Bekir Coskun,
Marka Deger,
Oktay Eksi,
Orta Dogu,
Tayyip
Perşembe, Ocak 29, 2009
Tayyip Turkiye'yi rezil ediyor

Davos'ta onlarca ulkenin liderlerinin, binlerce medya organinin, akademisyenlerin, sivil izleyicilerin, siyasetcilerin ve bircok ismin bulundugu zirvede Erdogan'in duygularina hakim olamayip salonu toplantinin ortasinda terk etmesi, modetore ve Israil Basbakani'na yerinden kalkip aniden tepki vermesi konusuluyor. Salonu esiyle terk eden Emine Erdogan'in goz yaslairna bogulmasi da tum gazetelerde yayinlandi bile.
Resim: Hurriyet
Hürriyet Video'larını izlemek için Flash 7 veya daha yüksek eklenti yüklenmeniz gerekmektedir. Yüklemek için tıklayınız!!!
Hurriyet
Eliyle modatoru susturmaya calisiyor, duygularina hakim olamiyarak kipkirmizi bir suratla ofkesini bosaltiyor, bir devlet adamina dunyanin onunde din kitabindan kurallar okuyor, Israil-Gazze sorunu uzerine cesitli kisilerin kendi gorusunu destekleyen beyanlarini okumaya kalkisiyor... Ve o beyanlari verenleri "Yahudi" diye tanimliyor. Sanki savas Yahudiler'in savasi! Her yahudi Israilli degildir, her Israilli de yahudi degildir. Her muslumanin Turk olmadigi gibi. Israil Yahudiler'i temsil eden devlet olabilir ama sanki anayasasi Tevrat! Simon Peres'e donup Tevrat'tan bir emir okuyor, o emre Peres'i uymamakla sucluyor ve dinler uzerinden siyasi tartisma yapmaya kalkisiyor. Turkiye'yi elestirirken insanlar "Kuran kadin basini kapatsin diyor niye ulkenizde basi acik kadinlar var", "Kuran oku diyor neden ulkenizde egitim bu denli dusuk" diye sorabilirler mi? Sorsalar ne dusunuruz? Tayyip'in yaptigi budur.
Ne Ermeni iddialari ne Kurt sorunu ne Avrupa Birligi cifte standardi konusunda bu denli kizgin, bu denli hassas, bu denli duygusal gormedik bu adami. Turk cocuklari icin de hic bu kadar heyecanli degildi, eger olsa daha Istanbul belediye baskaniyken sokakta tiner ceken cocuklara, veya kendi iktidarinda yetimhanelerde iplerle baglanmis, kusmuklari temizlenmeyen yetimlere yardim ettigini gorurduk. Derdi dinler savasi, yahudiler, musluman olmayan hersey, herkes... Medeniyetler Ittifaki'nda rol oynayacka lider bu mu?
Saskin dinleyiciler arasinda Peres'e donup "Size roketler atilmis olabilir ama Olmert sizin tarafta bu roketlerin kimseyi oldurmedigini soyledi" diyor. Yani eger bir gun birileri Turkiye'ye gunlerce, aylarca roket atarsa ve hicbir sivile birsey olmazsa -cunku onlemler alinmis- Turkiye roket atan komsu devlete karsi sessiz mi kalacak?
Davos'a da bundan boyle gelmem diyerek rest cekip salonu terk eden Erdogan'i Israil basbakani sessizce dinlemekle yetindi.
Erdogan gibi ofkesinin kurbani birine ne denebilinir? Turkiye'yi dunyanin gozu onunde rezil etti. Bir devletin liderine "Siz adam oldurmeyi iyi bilirsiniz" nasil denebilir? Ahmedinejad mi, Chavez mi?
Etiketler:
Ahmedinecat,
Amerika,
Antisemitizm,
Asya,
Avrupa,
Islam,
Marka Deger,
Orta Dogu,
Seriat,
Tayyip
Istanbul'da AKP-CHP farki %1.5

İstanbulda kıran kırana geçeceği belli olan yarış, ankete de yansıdı. Kılıçdaroğlunun ismi 10 gün içinde yüzde 15 olan CHP oylarını 20 puan artırarak, yüzde 35e yükseltti. İlginç bir sonuç da AKP'nin oylarının da Kılıçdaroğlunun isminin açıklanmasından sonra 8 puan artmasıyla ortaya çıktı.
VATAN
Tayyip'in karikaturisti: Salih Memecan
Karikatur: SABAHDunku Sabah’ta Salih Memecan’ın "Kemal Kılıçdaroğlu İstanbul’da adres bulamaz" konulu karikatürüne bakarken...
Aklıma hemen "Fikri ve Sanat Eserleri Kanunu"nda yer alan "Fikir ve sanat eseri üretimine katkıda bulunan taraflar eşit haklara sahiptir" ilkesi geldi...
Neden mi?
Çünkü Memecan’ın karikatüründeki "espri"nin ana temasını bulan kişi Başbakan Tayyip Erdoğan idi...
Memecan, sadece bu espriyi çizgiye dökmekle yetinmiş...
Kısacası vaziyet şu:
"Majeste" espriyi yakalıyor ve kamu huzurunda patlatıyor...
"Majestelerinin karikatüristi" ise temayı alıp çizgiye döküyor...
Benimse aklımda şu var:
Peki bu durumda "Majestelerinin fikir hakkı" ne olacak?
Ahmet Hakan
Hurriyet
"Ağzından çıkanı kulakların duyması meselesi"

Başbakan cehaletinden mi böyle konuşuyor, yoksa İslamcılığı Talibanvari tarihi eser düşmanlığından izler mi taşıyor?
Önce Başbakan’ın sözlerini aktarayım:
"Van’daki Akdamar Kilisesi’ni yeniledik. Bunun için devlet hazinemizden para harcadık!"
Başbakan, bu sözleri, hükümetinin Ermenistan ile ilişkileri düzeltmek amacıyla neler yaptığını anlatmak için örnekler verirken söylüyor.
Başbakan’a belli ki yakın çevresinden kimse "Ağzından çıkanı kulakların duysun Tayyip Ağabey" demiyor. O görevi ben üstleniyorum!
Başbakan şunları aklında tutmaya gayret etsin:
1- Ahtamar (Akdamar) Kilisesi, bugün dünyanın Türkiye Cumhuriyeti olarak tanıdığı devletin sınırları içinde bulunuyor.
2- Tarihi özellikleri olan bu kiliseyi korumak, tamir ettirmek ve ayakta tutmak demek, kendi tarihsel varlığımıza sahip çıkmak demektir. Söz konusu kilise, bize ait topraklarda, bize ait bir tarihi mirastır.
3- Tarihi mirası korumak, her ülkenin kendi geçmişine saygısı ve geleceğine olan borcudur.
4- Devletler, kendi tarihi miraslarını koruma işini, başka devletlere jest olsun diye yapmazlar, bu insanlığa karşı bir görevdir çünkü.
5- Ancak Taliban ya da Suudi-Vahabi düşüncesine sahip olanlar, başka medeniyetlerin izini silmek için kendi tarihsel miraslarını imha ederler.
6- Türkiye Cumhuriyeti’ne vatandaşlık bağı ile bağlı olan, vergi ödeyen, askerlik yapan, seçme ve seçilme hakkına sahip 70 milyon kişi içinde Ahtamar Kilisesi’ne dini anlamlar atfeden Ermeniler de var.
Türkiye Cumhuriyeti, Müslüman vatandaşlarının hassasiyetlerine ne kadar özen gösteriyorsa, Ermeni, Rum ve Yahudi vatandaşlarının dini hassasiyetlerine de o kadar önem vermek zorundadır. Medeni olmanın gereği budur.
Mehmet Y. YILMAZ
Hurriyet
Etiketler:
Bilim,
Ermeni iddialari,
Insan Haklari,
Mehmet Y. Yilmaz,
Tayyip
Gazete okumayın çocuk yapın...
(...)
Devleti yönetemeyince, insanların özel yaşamına girip yönlendirme çabasıdır bu...
Gazetecilere nasıl haber yazacaklarını bildirdikten sonra, Başbakan’ın dün ikinci kez okurlara dönüp verdiği talimatı duydunuz:
"Gazete almayın..."
Dünya demokrasi tarihinde ilk kez bir başbakan, kendi ülkesindeki insanlara, kendi ülkesindeki gazeteler için "Okumayın..." diyor.
En az üç çocuk doğurun, ama gazete okumayın...
Size çağdaşlığı yakalamak, uygarlığa ulaşmak isteyen bir başbakanın sözleri gibi geliyor mu?...
Gelmiyordur...
Çünkü; birçok bahanesi olsa bile uygar insanın "bakabileceği kadar çocuk yapması ve gazete okuması" gerekir...
Ama bunu istemez teokrasi...
Bekir Coskun
Hurriyet
Devleti yönetemeyince, insanların özel yaşamına girip yönlendirme çabasıdır bu...
Gazetecilere nasıl haber yazacaklarını bildirdikten sonra, Başbakan’ın dün ikinci kez okurlara dönüp verdiği talimatı duydunuz:
"Gazete almayın..."
Dünya demokrasi tarihinde ilk kez bir başbakan, kendi ülkesindeki insanlara, kendi ülkesindeki gazeteler için "Okumayın..." diyor.
En az üç çocuk doğurun, ama gazete okumayın...
Size çağdaşlığı yakalamak, uygarlığa ulaşmak isteyen bir başbakanın sözleri gibi geliyor mu?...
Gelmiyordur...
Çünkü; birçok bahanesi olsa bile uygar insanın "bakabileceği kadar çocuk yapması ve gazete okuması" gerekir...
Ama bunu istemez teokrasi...
Bekir Coskun
Hurriyet
Etiketler:
Bekir Coskun,
Cocuk,
demokrasi,
Medya,
Tayyip
Çarşamba, Ocak 28, 2009
AKP, IMF kredisini yerel secim kampanyasina kullanmayi dusunmus
Uzmanlara göre, IMF anlaşmasının ertelenmesinde perde arkasında kalan temel sorunun "mali kural ile merkezi bütçe dışında kalan diğer kamuya ilişkin yapısal reformlar" olduğu belirtiliyor. Yani IMF, anlaşmanın imzalanması halinde vereceği AKP hükümetine vereceği paranın yerel seçimler için harcanmasından endişe ediyor.
BIRGUN
BIRGUN
Dinlenmek istemiyorsaniz...

Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, elektronik posta ve kısa mesajların da dinlemeyle aynı usullere tabi olduğunu belirterek, “Yer sağlayıcılar, size IP numarası verirken, virüsle mücadele için rıza verdiğinize dair sözleşme imzalar. Bu sözleşme kapsamında, bu bilgiler onlardan geçiyor. Bu bilgilerin hepsini dinlerler mi dinlemezler mi...Bilgisayar, cep telefonu içine virüs yazımı koymak suretiyle böyle bir risk de vardır” uyarısında bulundu.
Yasadışı telefon dinleme iddialarını yanıtlayan Yıldırım, “Yanlış, yasal olmayan bir işiniz yoksa dinlenmekten korkmayın. Dinlenmek istemiyorsanız konuşmayın” dedi.
NTVMSNBC
Etiketler:
AKP,
Bilim,
Insan Haklari,
Yargi
Fatih Altayli'nin antisemitizm yazisi ve okuyucu tepkisi

HAKIM GORUSLE BIR TARTISMA
Ben tepkiyi okurlardan beklerken, en serti eşimden geldi.
“Tamam Türkiye’de bir anti semitik dalga oluşmaya başladı ama bu dalganın oluşmasında en büyük suç İsrail’de değil mi? Yaptıklarını kabul etmek mümkün mü? 1300 kişiyi öldürmek, çocukları, hastaneleri vurmak, katliam yapmak doğru mu? Bunları yapacaksın, sonra Yahudi aleyhtarlığından şikayet edeceksin. Bunun Yahudilikle ne alakası var. Bunları kim yapsa insan onun aleyhtarı olur. Yahudilik, insanlık dışı işler yapmanın kalkanı olamaz” dedi.
“Ben İsrail’in yaptığını savunmuyorum. Elbette ki, yanlış. Kabul edilir tarafı yok. Ama Hamas’ın da terör yaptığı gerçeğini göz ardı edemeyiz. Onlar da rahat durmuyorlar” diye kendimi savundum.
“Hamas terör örgütü olabilir. Terör yapabilir. Bir devlet teröre terörle, üstelik daha yüksek tonda bir terörle yanıt veremez. Hamas terör örgütü ise, İsrail onu bahane ederek yaptıklarıyla terör devleti gibi davranıyor. Teröre terörle yanıt vermek sadece terörü tırmandırmaya yarar” dedi.
“Ben İsrail’e tepki göstermeyelim demiyorum. İsrail’e en sert tepkiyi gösterelim ama bu tepkiyi bir ırka yönelik olarak değil, bir ülkeye yönelik olarak gösterelim. İsrail’deki büyükelçimizi çekelim. Buradaki ülkesine yollayalım. İsrail’in yaptığı terörü kınamayan Yahudi kuruluşlarından aldığı ödülleri geri versin diye Başbakan’a seslenen benim. Biz İsail’e bir şey yapmıyoruz. Bir yandan İsrail’le en üst düzeyde ilişkimiz sürüyor. Diğer yandan bağırıyoruz. Bu İsrail’i etkilemiyor. Türkiye’deki Yahudi vatandaşlarımızı etkiliyor. Madem öyle İsrail’le bütün diplomatik ilişkileri, ticari ilişkileri keselim. Benim yanlış bulduğum bu. İsrail’le her işimizi yürütüyoruz ama bir yandan da bağırıyoruz. Burada sahte bir durum var”
“Bunda haklısın. Ama bu İsrail’in yaptıklarını hoş görmemizi gerektirmiyor. Siyasetten bağımsız olarak, insani olarak tepki göstermemiz lazım. Yahudilerin de göstermesi lazım. Ben böyle bir tepki görmüyorum.”
“Çünkü Yahudiler her yerde teröre maruz kalıyorlar ve korkuyorlar”
“Türkiye kadar teröre maruz kalan ülke var mı? Asala terör yaparken, Türkiye Ermenistan’a tankla topla girip masum Ermenileri öldürdü mü? Ya da Kuzey Irak’ta PKK dışında birini vuruyor muyuz?"
“Bizden başka bu kadar sert tepki gösteren yok. Araplar, bırak Arapları Filistin’in diğer yarısı bile İsrail’e tepki göstermiyor.”
“Bize ne onlardan? Onlar adam değilse bize ne? Zaten adam olmadıkları da belli. Biz doğru yapıyoruz. Buna tepkisiz kalmak insanlık suçudur”
“Peki bir terör örgütünün sivil halkın olduğu yerlere her gün füze atması suç değil mi?”
“Peki onların orada ne işi var?”
“Kimin?”
“İsraillilerin”
“Kendi ülkeleri”
“Nereden kendi ülkeleri oluyormuş? Satın alıp yerleştikleri ve devlet kurdukları yer. Oranın kimin olduğu tartışmalı”
“İsrail tanınan bir devlet. Ne demek ne işleri var?”
“Dağdan gelmişler, bağdakini istemiyorlar. İnsan en azından bağdakine saygı duyar. Öldürmez”
“Ne yapacağız yani. Ülkelerin topraklarının orjinal sahiplerini mi bulacağız dünyanın her yerinde? O zaman bize de kalkıp siz de Anadolu’da İstanbul’da ne arıyorsunuz? Dönün Orta Asya’ya demezler mi?”
“İşte tam da yerine geldin. Biz bu topraklar için bedel ödedik. Yüzyıllarca bedel ödedik. Hala ödüyoruz. İsrail de bu bedeli ödüyor işte. Ağlamaya hakları yok. Bizim gibi onlar da bin sene bedel öderler. Bu işler böyle. ”
Eşimle başedemedim.
İsrail’in yaptıklarının yarattığı duygusal ortamda mantıklı konuşmak mümkün değildi.
Ölü çocukların fotoğraflarını gören birine bazı şeyleri anlatmak zordu.
Hamas’ın çocukları kalkan olarak kullandığını söylemek beyhudeydi.
Her zaman olduğu gibi silahlar konuşurken aklı selimin sesi duyulmuyordu.
Hele hele o silahlar çocukları hedef alınca.
Sonra bilgisayarımı açtım.
Gelen mailleri ve yorumları okudum.
Eşimin sesi çoğunluktaydı.
Sonra televizyon izleyen kızıma baktım.
Filistinli bir çocuk olarak doğsaydı ne olurdu diye düşündüm.
Ama aynı anda Yahudi olarak doğsaydı ne olurdu diye de düşündüm.
İkisi de zor olurdu.
Ama Filistinli olmak çok daha zor olurdu.
Ne biri ne de diğeri onun tercihi değildi.
Fatih Altayli
HABERTURK
ELIME GECEN, ALTAYLI'YA YAZILMIS BIR OKUYUCU E-MAILI28.01.2009 tarihli, "Hakim görüsle bir tartisma" baslikli yazinizi okurken ulkem icin bir kez daha derinden uzuldum. Sizler gibi en iyi egitimden yararlanmis, degerli ve objektif kaynaklara ulasabilir sartlarda yasayan insanlarin dahi Turkiye'de ki El Cezire tarzi haberlerden etkilenerek ne kadar gerceklerden kopabilecegini goruyorum. Cok yazik.
Esiniz olen Filistinli sivillere Emine Erdogan gibi uzuluyor olabilir. Biz de her olen sivile uzuluyoruz, sadece Filistinli'sine degil. Turkiye'de yetimhanede mobilyalara baglanmis cocuklara da, Dogu'da teror nedeniyle on yillardir aci sartlarda yasayanlara da, Ermenistan'in sinir kasabalarinda dunyanin en dusuk ekonomik sartlarinda buyuyenlere de, Istanbul'un sokaklarin da tiner ve fuhus kurbani olmuslara da, tore adina oldurulen, okutulmayan kuuck kizlara da, on yillardir Israil'de patlayan bombalar yasamlarinin dogal parcasi olmuslara da... Hicbir Turk medya organi bunlari hergun suratiniza vuruyor mu, vurdu mu? Esiniz veye Emine Erdogan gibi kadinlarin bu konulara cozum aramasi, kursulerde aglamasi icin medyayi mi beklemeleri gerekir yoksa iddia ettikleri hassasiyettelerse cikip harekere gecmeleri mi? HAMAS'a cocuklarin okullarina girme, olulerini sokaklarda gosteri ogesi olarak kullanma, hastanelerine silah saklama demesi mi?
Esinizi Emine Erdogan'a benzetiyorum cunku vardiklari sonuc, dusunce sekilleri benzer yansiyor. Izin verirseniz esinizin Turkiye'de "hakim" fikrini Emine E. uzerinden elestiricegim. Erdogan, yillardir basbakan esi. Siz kendisini ne zaman o Gazze toplantisindaki kadar yuksek sesle, o kadar aktif, o kadar onceden organize ve buyuk olmasi planlanan bir olayda gordunuz, duydunuz? Yukarida saydigim yardima muhtac daha bircok cocuk televizyon ekranlarinda bulunmusken Emine Hn. gibi kadinlar neredeydi? Basbakan eslerinin sadece kendilerini yakin hissetikleri irk, din ve bolge ile olaylarda seslerini cikarmalari ne kadar tarafli, ne kadar adaletsiz! Bu gibi dusunen insanlar objektif haberden cok, duygu somurusuyle reyting toplayan Turk medyasinin kurbanlari. Dogru sonuca bu sekilde ulasamayiz. Kitaplardan, dogru kaynaklardan saf bilgileri okumadikca birbirimizi anlayamayiz. Esiniz bizim "hakim" fikrimizi anlayamaz.
O topraklar tartismali degildir! Kimin once geldiginin hesabini yapmak ne kadar ilkel ne kadar cahilce! Illa ki yapacaksak hepimiz kendi din kitabimizi acinca goruruz ki ilk Allah'a inananlar, Yahudiler, o topraklarda dogmus, yasamis ilk insanlardir. O topraklarda hem kolelik yapmis, hem krallik kurmus insanlardir. Dinler tarihi boyle baslar, orada baslar, bu insanlarla baslar. Bunun aciklamasini sizin gibi bir cifte yapmak dahi kendimi bir Turk olarak kucuk dusmus hissetmeme sebep oluyor, utaniyorum. Bunu nasil tartisirsiniz?
Bugun Turkiye'nin medeni ve ileri bir ulke olarak yapmasi gereken Israil'i anlamak, destek olmaktir. Israil'i suclamak durduracak mi savasi? Yoksa bizim ulkemizde anti-semitizmi mi hortlatacak? Istedigimiz hangisi? Belki esiniz ve siz ve "hakim" fikirde olanlar soyle dusunmeli: Turkiye'nin sinir kentlerinde yasayan, calisan sivillerin sabah yola ciktiktan sonra otoyolda arabalarindan inip birkac dakika siren seslerini durana kadar -her Allah'in gunu bircok kez- yere yattigini, haberlerde anons gecilen son dusen roketin cocuklarinin okuluna yakin olup olmadigini dusundugunu, her evin mutfagi, banyosu gibi siginagi olmasinin en dogal olgu oldugunu, anaokullarinda "canli bombayi nasil taniriz?"i minik cocuklarina ogrettiklerini, her aksam yorgun eve gelip televizyonda o gun patlayan bombalar, dusen roketler konusunda vergi odediginiz devletin hicbir sey yapmadigini, dunyaya ve insan haklarina saygidan dolayi diplomasiyi tercih ettigini dusunun. Nereye kadar? Kacinci olu ve kacinci sessiz ulkeden sonra korursunuz o sivilleri? Ya da yarin yine roketlerin gelecegini bile bile siz de durur, Turkiye'yi, Bolivya'yi, Venezuala'yi iknaya mi calisirniz?
Sonuna kadar insan haklari ve diplomasiyi tercih ediyorum, cogu Israilli gibi. Fakat bu gerceklesmiyorsa bunun en buyuk sorumlulari dun sesini cikartmayip, Israil'i kinama dalgasina kapilmis olanlardir. Siz ve esiniz dun de konussaydiniz, dun de yazsaydiniz "hakim" fikir dediginiz dalga ne kadar hakim olurdu?
Turkiye de Kuzey Irak'i bombalarken siviller icin azami ozen gosterdigini soylemesine ragmen Arap ve Avrupa basininda gormedik mi "sivilleri vuruyorlar" diye ciglik atan Kuzey Iraklilar'i? Bunlarin olu sivillerini sokaklarda turlatan Hamas'lilardan ne farki vardir? Siz Turkiye'de yasayan Yahudiler'i bosverin. Bugun daha az korkuyor, daha guvende hissediyorsak o Israil'in varligi sayesindedir. Celik kapili okullarimiz, korumalari ibadethanelerimize ragmen 500 senedir burdayiz, devletten bekledigimiz sadece esit haklar, musluman Turkler'den bekledigmiz ise sadece okumalari. Okuyalim ki cok deger verdigimiz ulkemiz de bizim net gozlerle gordugumuz gercegi gorebilecek aydinliga ulassin.
Saygilarimla,
E. K.
Musevi okulunda bir gun
Başbakan Erdoğan, İsrial'e verdiği ayarın dozunu kaçırınca ufaktan çark etmeye başladı.
"Ben Yahudileri değil, İsrail'de bu savaşı yürütenleri hedef alıyorum" diyerek.
Hükümet de, ABD'deki Yahudi kuruluşlarına verdiği yanıtta Türk musevileri, Jak Kamhi'yi, Bension Pinto'yu, İshak Alaton'u örnek göstermiş.
"Türkiye'de yükselen bir anti semitizm, yani Yahudi aleyhtarlığı yoktur demek için.
Durum hiç de öyle değil.
Bunu hükümet de, biliyor, Türkiye'de ve dünyadaki Yahudiler de.
Türkiye'de ciddi bir anti semitik yükseliş var.
Toplumun bir kesiminin "Dip duygusunda" var olan ve son dönemde biraz küllenen anti semitik yaklaşım hortlamaya başladı.
Başbakan'ın Gazze çıkışlarının bu hortlamada ciddi etkisi var.
Eminim ki, AKP içinde bu dip duyguya sahip olanların sayısı da hiç az değil.
Geçen hafta İstanbul'daki Musevi okullarından birinde konuşmacıydım.
Aylar öncesinden planlanmış bir konuşmaydı ama en kritik günlere denk gelince benim için de önemli bir gözlem fırsatı oldu.
Okula gittiğimde ilk dikkatimi çeken kapıda duran 10'u aşkın "Koruma" görevlisi oldu.
Hepsi çelik yelekli belinde ustaca gizlenmiş silahlar olan görevliler.
Türk emniyetinden.
Bu görevliler geldiğimi kapıya bildirdiler.
Kalın çelik kapı içerden açıldı.
Bir hole girdim.
Orada güvenlik kontrolü yapılıyordu.
Güvenlik kontrolünden sonra holü okula bağlayan bir başka çelik kapı açıldı.
Oradan okula geçtik.
Bize refakat eden görevliye "Okula herkes böyle mi giriyor?" diye sordum.
Öyle giriyormuş.
Yaşları 14 ila 18 arasında değişen bir grup öğrenciyle 2 saat sohbet ettik.
Hepsinin gözlerinde, cümlelerinde veya satır aralarında son günlerde meydana gelen olayların tedirginliği vardı.
Bazıları yakın arkadaşlarımın çocuklarıydı.
Bebekliklerini bildiğim çocuklar.
Bizim çocuklarımız ellerini kollarını sallaya sallaya okullarına gidip gelirken, "Onlar" demek zorunda kaldığımız yurttaşlarımızın, dostlarımızın çocukları çelik yelekli polislerin koruduğu çelik kapıların ardında eğitim görüyorlardı.
Ve başbakan Erdoğan ve Hükümet "Türkiye'de anti semitizm yoktur" diye ABD'deki Yahudi kuruluşlarına mektup yazıyorlar.
Siz Amerika'daki kuruluşları boşverin, önce Türkiye'deki Yahudi yurttaşlarımıza Türkiye'de anti semitizm olmadığını gösterin.
ABD'ye onlar anlatır.
Fatih Altayli
"Ben Yahudileri değil, İsrail'de bu savaşı yürütenleri hedef alıyorum" diyerek.
Hükümet de, ABD'deki Yahudi kuruluşlarına verdiği yanıtta Türk musevileri, Jak Kamhi'yi, Bension Pinto'yu, İshak Alaton'u örnek göstermiş.
"Türkiye'de yükselen bir anti semitizm, yani Yahudi aleyhtarlığı yoktur demek için.
Durum hiç de öyle değil.
Bunu hükümet de, biliyor, Türkiye'de ve dünyadaki Yahudiler de.
Türkiye'de ciddi bir anti semitik yükseliş var.
Toplumun bir kesiminin "Dip duygusunda" var olan ve son dönemde biraz küllenen anti semitik yaklaşım hortlamaya başladı.
Başbakan'ın Gazze çıkışlarının bu hortlamada ciddi etkisi var.
Eminim ki, AKP içinde bu dip duyguya sahip olanların sayısı da hiç az değil.
Geçen hafta İstanbul'daki Musevi okullarından birinde konuşmacıydım.
Aylar öncesinden planlanmış bir konuşmaydı ama en kritik günlere denk gelince benim için de önemli bir gözlem fırsatı oldu.
Okula gittiğimde ilk dikkatimi çeken kapıda duran 10'u aşkın "Koruma" görevlisi oldu.
Hepsi çelik yelekli belinde ustaca gizlenmiş silahlar olan görevliler.
Türk emniyetinden.
Bu görevliler geldiğimi kapıya bildirdiler.
Kalın çelik kapı içerden açıldı.
Bir hole girdim.
Orada güvenlik kontrolü yapılıyordu.
Güvenlik kontrolünden sonra holü okula bağlayan bir başka çelik kapı açıldı.
Oradan okula geçtik.
Bize refakat eden görevliye "Okula herkes böyle mi giriyor?" diye sordum.
Öyle giriyormuş.
Yaşları 14 ila 18 arasında değişen bir grup öğrenciyle 2 saat sohbet ettik.
Hepsinin gözlerinde, cümlelerinde veya satır aralarında son günlerde meydana gelen olayların tedirginliği vardı.
Bazıları yakın arkadaşlarımın çocuklarıydı.
Bebekliklerini bildiğim çocuklar.
Bizim çocuklarımız ellerini kollarını sallaya sallaya okullarına gidip gelirken, "Onlar" demek zorunda kaldığımız yurttaşlarımızın, dostlarımızın çocukları çelik yelekli polislerin koruduğu çelik kapıların ardında eğitim görüyorlardı.
Ve başbakan Erdoğan ve Hükümet "Türkiye'de anti semitizm yoktur" diye ABD'deki Yahudi kuruluşlarına mektup yazıyorlar.
Siz Amerika'daki kuruluşları boşverin, önce Türkiye'deki Yahudi yurttaşlarımıza Türkiye'de anti semitizm olmadığını gösterin.
ABD'ye onlar anlatır.
Fatih Altayli
Etiketler:
AKP,
Amerika,
Antisemitizm,
Egitim,
Fatih Altayli,
Insan Haklari,
Orta Dogu,
Tayyip
AKP teskilat acilisinda hayvan katliami
Yasalara göre tahsis edilen yerler dışında hayvan kesmek, sokağa ya da kamusal alana atık bırakmak 59 TL ceza gerektiriyor. ‘Dini amaçlı kurban kesim kurallarına uymayanlar’ın cezası ise 1645 TL. Gerek hükümet yetkilileri, gerek yerel yönetimler gerekse bürokratlar her Kurban Bayramı öncesi umuma açık yerlerde kesim yapanlara ceza uygulanacağını açıklıyor.
Gaziantep’teki AKP teşkilatı, yerel seçimdeki adaylarını tanıtırken bu yasaları hiçe sayarak sokak ortasında kurban kesti. Çocukların da seyrettiği kesim sırasında sokak kan gölüne döndü. Radikal'in manşetinden duyurduğu bu habere Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'dan tepki geldi. Erdoğan partisinin grup toplantısında şöyle konuştu:
"Ben basına yasaklar getirmiyorum. Ama biz burada sivil insiyatif kullanalım diyorum. Yalan yanlış haber yapan medyayı almayalım diyorum. Boşuna paranızı neden veriyorsunuz, zaten yalan haber. Rahmetli İnönü’nün bir sözü vardı. “Benimle ilgili yapılan haberlere inanmıyorum, ama başkalarıyla ilgili yapılan haberlere inanıyorum” derdi. Böyle bir durum var. Onun için dikkat edeceği. Onun için bir de paralarımızla güçlendirmemizin bir anlamı yok. Yapmasınlar yanlış haber. Gaziantep’te bir açılış yapılıyor. Onu da bir seçim koordinasyon merkezi açıyor teşkilatımız. Orada iki üç tane kurban kesmişler. Ben gittiğim açılışlarda kurban kestirmemişimdir ve karşıyım. O gün orada kesilmiş ve arkada durmak yok hizmete devam pankartı. O ise tam sayfa bir resim fotoğraf. Yer adete kan gölü halinde. Durmak yok kesmeye devam. Başlık bu. Bu şimdi bir artniyeti göstermiyor mu? Bunun neresinde bir dürüst harekete söz konusu."
Radikal
Etiketler:
AKP,
Hayvan Haklari,
Islam,
Medya,
Tayyip
Salı, Ocak 27, 2009
Universite mezunlari CHP, ilkokul ve alti AKP diyor


Belediye sınırları içerisinde 26 İlçe’de - 89 mahallede 763’ü kadın toplam 1.563 denekle hanede yüz yüze görüşme metoduyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın istatistiki hata payı, güven sınırları içerisinde ± % 2,0’dir.
A&G Arastirma Sirketi
AKP'yi Istanbul Belediye secimlerinde yenebilmenin yolu egitimden geciyor. Egitim seviyesi dustukce AKP oylari artarken, universite mezunlarinin %50'den fazlasi CHP diyor. Ayni sonuc genel secimlerde de gozukuyor. Turkiye'nin egitimsizligi AKP'nin en buyuk avantaji. Secimlerde AKP'den oy calmak isteyen partiler, halki egiterek uzun vadede kalici basarilara ulasabilirler.
Cumhurbaskanligi sitesinde ultra-modern detay

Cumhurbaskanligi'nin internet sitesinde Cumhurbaskani'nin nerede oldugunu, nerelerde bulundugunu, resimleriyle belirten Google haritalari kullaniliyor. Programin ismi: "Cumhurbaskani nerede?" Gormek icin buraya tiklayin.
Etiketler:
Abdullah Gul,
Marka Deger
Kılıçdaroğlu anlamaz bu işlerden...
Ne diyorlar?
"Kılıçdaroğlu’nun vizyonu yok."
Adını gölden alan Büyükçekmece’nin adı "büyük" ama, Büyükçekmece Gölü’nün yüzölçümü Küçükçekmece Gölü’nden "küçük" aslında... Zaten, "Büyük"çekmece’nin nüfusu 688 bin kişi, "Küçük"çekmece 785 bin kişi!
Kadı"köy"e bağlı olan Ata"şehir"in
"ilçe" yapılması gibi bi şey yani...
Sahrayıcedit Mahallesi’nin yanına Yeni Sahra Mahallesi kurdular, halbuki sahrayıcedit zaten yeni sahra demek... Olimpiyatı yok, Olimpiyat Stadı var. 3 kilometreyi 3 saatte gidersin, Formula pisti var. Manifaturacılar Çarşısı’nda plak satılıyor, sahaflarda halı... "Ak"merkez mavi... Yolcu otobüslerinin yüzde 99.9’u Anadolu’ya gider, otogarı Avrupa’da... "Ahır"kapı’ya gemi bağlanıyor, Yedikule "zindan"larında konser veriliyor. Sultanahmet "cezaevi" otel... Bostancı’da bostan yok, Tarlabaşı’nda tarla yok. Beşiktaş’tan Üsküdar’a geç, 2 kilometre, parayla; Beşiktaş’tan Florya’ya git, 22 kilometre, bedava... Tarihi "hipodrom"da ramazan kutluyorlar, atları koşturdukları Veliefendi, şeyhülislam!
Vizyon bu.
Başka ne diyorlar?
"Kılıçdaroğlu İstanbullu değil."
Kadir Topbaş Artvinli.
Başka?
"Şehir planlamacısı değil."
Şimdiki, muhallebici.
Başka?
"Tecrübesi yok."
Rögar kapağını açık unutanlar, baraja-dere yatağına ev yaptıranlar, sondaj kazısında metro tavanını delenler, doğalgaz borusuna kepçeyle girip mahalleyi havaya uçuranlar, durup dururken çöken binalara "sağlam" onayı verenler, deniz otobüsüyle şilebe patlatanlar, Karaköy iskelesini batıranlar?
Tecrübeli...
Başka?
"İstanbullu’yu tanımıyor."
"İstanbul’un nüfusunu bilmiyoruz" diyen kim? İstanbul’da büyükşehir belediye başkanlığı yapmış olan Başbakan!
Başka?
Yilmaz Ozdil
Hurriyet
"Kılıçdaroğlu’nun vizyonu yok."
Adını gölden alan Büyükçekmece’nin adı "büyük" ama, Büyükçekmece Gölü’nün yüzölçümü Küçükçekmece Gölü’nden "küçük" aslında... Zaten, "Büyük"çekmece’nin nüfusu 688 bin kişi, "Küçük"çekmece 785 bin kişi!
Kadı"köy"e bağlı olan Ata"şehir"in
"ilçe" yapılması gibi bi şey yani...
Sahrayıcedit Mahallesi’nin yanına Yeni Sahra Mahallesi kurdular, halbuki sahrayıcedit zaten yeni sahra demek... Olimpiyatı yok, Olimpiyat Stadı var. 3 kilometreyi 3 saatte gidersin, Formula pisti var. Manifaturacılar Çarşısı’nda plak satılıyor, sahaflarda halı... "Ak"merkez mavi... Yolcu otobüslerinin yüzde 99.9’u Anadolu’ya gider, otogarı Avrupa’da... "Ahır"kapı’ya gemi bağlanıyor, Yedikule "zindan"larında konser veriliyor. Sultanahmet "cezaevi" otel... Bostancı’da bostan yok, Tarlabaşı’nda tarla yok. Beşiktaş’tan Üsküdar’a geç, 2 kilometre, parayla; Beşiktaş’tan Florya’ya git, 22 kilometre, bedava... Tarihi "hipodrom"da ramazan kutluyorlar, atları koşturdukları Veliefendi, şeyhülislam!
Vizyon bu.
Başka ne diyorlar?
"Kılıçdaroğlu İstanbullu değil."
Kadir Topbaş Artvinli.
Başka?
"Şehir planlamacısı değil."
Şimdiki, muhallebici.
Başka?
"Tecrübesi yok."
Rögar kapağını açık unutanlar, baraja-dere yatağına ev yaptıranlar, sondaj kazısında metro tavanını delenler, doğalgaz borusuna kepçeyle girip mahalleyi havaya uçuranlar, durup dururken çöken binalara "sağlam" onayı verenler, deniz otobüsüyle şilebe patlatanlar, Karaköy iskelesini batıranlar?
Tecrübeli...
Başka?
"İstanbullu’yu tanımıyor."
"İstanbul’un nüfusunu bilmiyoruz" diyen kim? İstanbul’da büyükşehir belediye başkanlığı yapmış olan Başbakan!
Başka?
Yilmaz Ozdil
Hurriyet
Pazartesi, Ocak 26, 2009
Turkiye'de artik boyle arastirmalar yapiliyor
Turkiye'de artik siradan insanlar telefonlarinin dinlendiginden, hatta takip edildiklerinden supheleniyorlar. Ozgurlukler ve esitlik vaadiyle gelen AKP'nin Turkiye'yi getirdigi bugunku durumda, ulkedeki genel korku atmosferi nedeniyle bu tip arastirmalar yapilmasina ihtiyac duyuluyor.




HABERTURK




HABERTURK
Tarafli basin

Sizce bu gazete hangi siyasi partiyi destekliyor? Tarafsiz olmasi gereken gazeteler resmen bazi siyasi gruplarin basin organlari gibi calisiyor.
F. Altayli'ya okuyucu mektubu: Tokat gibi Gazze cevabi
SAYIN Fatih Altayli,
Yukarida gonderdigim 16/1/2009 tarihli yazinizi biraz uzuntu ile okudum zira, sizin de Tayyip Erdogan hukumetindeki karanlik beyinler ile ayni dusuncelerde oldugunuzu gordum.
Israil de ikamet etmem, ulke politikasini her defasinda savunacagim anlamina da gelmiyor .Turk vatandasi oldugumu da ayrica ifade edeyim, sizin icin belli ki onemi buyuk.
"İsrail her zaman olduğu gibi vurdumduymaz" demissiniz , olayi mi kavrayamadiniz acaba beyefendi?
2 senedir her gun kafamiza ortalama 50 fuze yiyoruz. Operasyondan evvelki gun ise Israil sinirlarinin icine dusen fuze sayisi 100. O gunlerde neden kaleminizi alip, Hamas i elestirmediniz? Size bu topraklar verildi, burayi kalkindiracaginiza, size (Israil'inde yardimlari dahil olmak uzere) yagdirilan paralari fuze aliminda ve bomba yapiminda kullaniyorsunuz demediniz? Neden birgun olsun Gazze'de yasayan halkin Hamas tan neler cektigini kaleminizi elinize alip yazmadiniz?
Halkin sikayetci olup olmadigini, Hamas'in Filistinlilere yaptigi zulumu arastirdinizmi beyefendi?
Tabii size you tube dan Filistinli ,Gazzede yasayan bir vatandasin belgelerle Hamas terror orgutunun onlara yaptigi zulumun belgelerini gondermek isterdim ama ne yazik ki Turkiye de bu da yasak.
İsrail'in kimseyi taktığı yok ama zaten Tayyip Erdoğan ve bir iki Güney Amerika ülkesi dışında pek tepki de yok.
Beyefendi, bir devlet kendi halkini korumak icin, bir terror orgutune saldirdigi zaman tepki olmamali. Ayni durum sizin orada sozkonusu, Guneydogu Anadoludaki teror orgutune yapilan cikartma ornegin. Evet ,maalesef savaslarda sivil halk oluyor,ayni onlarin savasi yuzunden senelerce Israilde sivil halkin, masum bebeklerin olumu gibi.
PKK ile savasinizi NE CABUK UNUTTUNUZ.. Siz yapinca oluyor, Israil yapinca olmuyor. Niye? Buranin cocugu cocuk degilmi? Genci genc degil mi? Bizimde hakkimiz yok mu kendi memleketimizde elimizi kolumuzu sallayarak dolasmaya? Nedir sizden farkimiz, dunyadaki hangi demokratik memleket boyle bir saldiriya maruz kaliyor? Aman ne olur; basbakaninizin dedigi gibi" Kassam oldurmez" cevabini vermeyin
Yazilarinizi biraz daha arastirip yazin, biraz daha gercekci olmaya calisin.Buraya cocuk yuvalarina dusen kassamlari hangi Turk
televizyonu verdi? Hanginiz kinadi? Varsa yoksa Israil'in gazze saldirisi!
Aldıgım bir mailden kucuk bir alinti ile devam etmek isiyorum. Simdi bir devlet suçlanıyor; kendi halkını korumak istediği için.
sabreden bir devlet suçlanıyor üstelik. defalarca hamas uyarıldı. Sürekli yapmamaları, durmaları söylendi. ateşkes sırasında bile saldırıları devam etti. üstelik 2-3 israilli öldüğünde gazzede kutlamalar yapıldı.
istenen nedir? israil'in tüm bunlara göz yumması. hangi ülke halkına saldıran, kendini yok etmek isteyen, köylerine
günde 20 roket ateşleyenlere göz yumar? böyle birşey beklenebilir mi? söz konusu israil olduğunda bekleniyor.
diyorlar ki sivil halk ölüyor, kadınlar, çocuklar ölüyor. acaba kadınların çocuklarında ölüyor olması her seferinde israil'in mi hamas'ın mı suçu? israil'mi örgüt evlerine çocuk ve kadınları yerleştiriyor? kadın ve çocukların arkasına saklanarak savaşan araplar bütün dünyaya mazlumu oynaya dursun, israil kendi kadın ve çocuklarını korumak için terörle her gün mücadele veriyor. israil'de ilkokullarda çocuklara canlı bombaları nasıl tanıyacaklarını öğreten dersler mevcut. şu an türkiyede canlı bombanın açılımını çocuğumuza yapamıyoruz, ama o çocuklar böyle insanlardan kaçmayı öğrenmek zorunda kalıyor. diğer taraftaki çocuklarada büyüyünce nasıl şehit olacakları, nasıl yahudi öldürüp cennete gidecekleri anlatılarak beyinleri yıkanıyor. zavallı çocuklar ellerinde ak-47 ile geziyor. hepsinin tek amacı var. o da ölmek veya öldürmek.
israil'de çocuk otobüsleri patladı, anaokuluna bomba atıldı, canlıbombalar servislerde patladı. binlerce kişi canlı bomba yüzünden hayatını kaybetti. hangisi gündemimizde 1 saat kalmayı başardı? terör saldırısı denilip geçildi. israil'de ev basıldı, odasında oynayan yahudi kız çocuğu kafasından vuruldu. bu çocuğu öldüren kişinin haberini medyada bu şekilde sık
bulamazsınız. o kızın cesedinin sokaklarda dolaştığınıda göremezsiniz. çünkü bu olayların reklamı yapılmaz gazzedeki son olaylar gibi.
Hamas israil'e roket atmasa, buldozerlerle israilde insanları katletmeseler, bıraksalar yaşam devam etse zor mu? israil'in gazze ile bir problemi yok. israil gazzeyi filistinlilere yaşaması için bıraktı zaten. ama filistinliler daha fazla toprak istiyor, tüm israil'i istiyor. barışın ancak israil'in yok olması ile gerçekleşeceğinin düşünüldüğü bir ortamda israil daha ne yapabilir? kendisine 100 kere saldırıldığında 1 kez tepki veriyor. buna rağmen hala bir şekilde israil'in kendini savunması haksız olarak lanse ediliyor. neymiş filistinin gücü belliymiş. filistinin gücü belliyse, roket yapımını durdursun. yaptıkları roketlerle kaç filistinli aile doyar? aldıkları silahlarla kaç filistinli aç çocuk doyar! ama öyle insanlar yetiştirdiler ki doymak değil, cennete gitmek istiyorlar. cennete yahudi öldürüp gitmek istiyorlar. arafat öldüğünde hesabında çıkan para ile tüm filistin yıllarca doyardı. kimse bunun üzerinde durmuyor.
sonra diyorlar ki israil elektirik vermiyormuş. madem düşmansın israil'e, israilden ne diye elektirik istiyorsun. ki israil gayet elektirik veriyor bu filistinli insanlara. ancak filistin elektiriği aydınlanmak için kullanmıyor. roket yapımı için kullanıyor, roket fırlatmak için kullanıyor. sana verilen elektiriği bu şekilde kullanırsan, her bölgende elektiriği biraz zor bulursun. kendisine saldıran insanlara elektirik verdiği halde, heryere vermemesi yüzünden suçlanan bir devlettir israil. ne kadar konuşulsa, yazılsa, çizilse de durum değişmeyecek. yahudilerin ölümleri tarihte olduğu gibi hep görmezden gelinecek. binlerce yıldır olan yahudi düşmanları düşmanlığa devam edecek. hamas israil'e saldırmaya devam edecek ama haberlerini hiç göremeyeceksiniz. israil hamas'a karşılık verdiğinde insanlar ölecek ve gündemde hep göreceksiniz. hamas'ın bombaları az kişi öldürdüğü için israil'in cevap verme hakkı yok, hamas ne zaman ki binlerce israilliyi katledecek, o zaman israil belki bu hakka sahip olabilir. değil mi? bu sapık bakış açısından insanlar ne zaman kurtulur bilinmez.
Yeter artik.
Israil in sivil halki oldurme gibi bir amaci olsaydi , bu savas 3 gunde biterdi (Rusya'nin Gurcistan operasyonu gibi). Fatih Bey, sizlerin de bildigi ve her gece televizyonlarda ustune basila basila soylendigi gibi, elimizde dunyanin en gelismis silahlari mevcut. SADECE 3 GUNDE ,ordu , Israil topraklarinda huzurla yasayip Hamasin sonunu isteyen Filistinlilileri ve bizi buyuk bir dertten kurtarabilirdi. Ama amac bu degildi.Amac hedeflerdi... bizi ,halki tehlikeye atan hedefler.Bu vurulacagini onceden bildirdigimiz hedefler , eger sivil halkin oturdugu evin damina, mutfaginin altindaki tunele saklanip, okullara hastaneye, tasinip ,halk tehlikeye atiliyorsa ,yani, sizin icin neden bir teror orgutu olarak bir turlu kabul edilmeyen Hamas kendi insanlarini tehlikeye atiyorsa ,bunun hesabi Israile kesilemez.Israil kara kuvvetlerini Gazzeye neden soktu? Kendi ordusunu riske sokacak kadar aptal mi? Kara kuvvetlerini sokmayip hava ordusu isi bitirmeyi bilmiyor muydu?
Tayyip Erdoganin Amerikan YAHUDI CemaatIne odulu geri verip vermemesine kafanizi yormayin bence. Dusunulecek ve ondan sonra konusulacak daha cok sey var...Bugunku Turkiyenin de aslinda tam boyle insanlara ihtiyaci var.
Hoscakalin,
Y.
(Yazani tanmadigim icin tam ismini yazmiyorum.)
Yukarida gonderdigim 16/1/2009 tarihli yazinizi biraz uzuntu ile okudum zira, sizin de Tayyip Erdogan hukumetindeki karanlik beyinler ile ayni dusuncelerde oldugunuzu gordum.
Israil de ikamet etmem, ulke politikasini her defasinda savunacagim anlamina da gelmiyor .Turk vatandasi oldugumu da ayrica ifade edeyim, sizin icin belli ki onemi buyuk.
"İsrail her zaman olduğu gibi vurdumduymaz" demissiniz , olayi mi kavrayamadiniz acaba beyefendi?
2 senedir her gun kafamiza ortalama 50 fuze yiyoruz. Operasyondan evvelki gun ise Israil sinirlarinin icine dusen fuze sayisi 100. O gunlerde neden kaleminizi alip, Hamas i elestirmediniz? Size bu topraklar verildi, burayi kalkindiracaginiza, size (Israil'inde yardimlari dahil olmak uzere) yagdirilan paralari fuze aliminda ve bomba yapiminda kullaniyorsunuz demediniz? Neden birgun olsun Gazze'de yasayan halkin Hamas tan neler cektigini kaleminizi elinize alip yazmadiniz?
Halkin sikayetci olup olmadigini, Hamas'in Filistinlilere yaptigi zulumu arastirdinizmi beyefendi?
Tabii size you tube dan Filistinli ,Gazzede yasayan bir vatandasin belgelerle Hamas terror orgutunun onlara yaptigi zulumun belgelerini gondermek isterdim ama ne yazik ki Turkiye de bu da yasak.
İsrail'in kimseyi taktığı yok ama zaten Tayyip Erdoğan ve bir iki Güney Amerika ülkesi dışında pek tepki de yok.
Beyefendi, bir devlet kendi halkini korumak icin, bir terror orgutune saldirdigi zaman tepki olmamali. Ayni durum sizin orada sozkonusu, Guneydogu Anadoludaki teror orgutune yapilan cikartma ornegin. Evet ,maalesef savaslarda sivil halk oluyor,ayni onlarin savasi yuzunden senelerce Israilde sivil halkin, masum bebeklerin olumu gibi.
PKK ile savasinizi NE CABUK UNUTTUNUZ.. Siz yapinca oluyor, Israil yapinca olmuyor. Niye? Buranin cocugu cocuk degilmi? Genci genc degil mi? Bizimde hakkimiz yok mu kendi memleketimizde elimizi kolumuzu sallayarak dolasmaya? Nedir sizden farkimiz, dunyadaki hangi demokratik memleket boyle bir saldiriya maruz kaliyor? Aman ne olur; basbakaninizin dedigi gibi" Kassam oldurmez" cevabini vermeyin
Yazilarinizi biraz daha arastirip yazin, biraz daha gercekci olmaya calisin.Buraya cocuk yuvalarina dusen kassamlari hangi Turk
televizyonu verdi? Hanginiz kinadi? Varsa yoksa Israil'in gazze saldirisi!
Aldıgım bir mailden kucuk bir alinti ile devam etmek isiyorum. Simdi bir devlet suçlanıyor; kendi halkını korumak istediği için.
sabreden bir devlet suçlanıyor üstelik. defalarca hamas uyarıldı. Sürekli yapmamaları, durmaları söylendi. ateşkes sırasında bile saldırıları devam etti. üstelik 2-3 israilli öldüğünde gazzede kutlamalar yapıldı.
istenen nedir? israil'in tüm bunlara göz yumması. hangi ülke halkına saldıran, kendini yok etmek isteyen, köylerine
günde 20 roket ateşleyenlere göz yumar? böyle birşey beklenebilir mi? söz konusu israil olduğunda bekleniyor.
diyorlar ki sivil halk ölüyor, kadınlar, çocuklar ölüyor. acaba kadınların çocuklarında ölüyor olması her seferinde israil'in mi hamas'ın mı suçu? israil'mi örgüt evlerine çocuk ve kadınları yerleştiriyor? kadın ve çocukların arkasına saklanarak savaşan araplar bütün dünyaya mazlumu oynaya dursun, israil kendi kadın ve çocuklarını korumak için terörle her gün mücadele veriyor. israil'de ilkokullarda çocuklara canlı bombaları nasıl tanıyacaklarını öğreten dersler mevcut. şu an türkiyede canlı bombanın açılımını çocuğumuza yapamıyoruz, ama o çocuklar böyle insanlardan kaçmayı öğrenmek zorunda kalıyor. diğer taraftaki çocuklarada büyüyünce nasıl şehit olacakları, nasıl yahudi öldürüp cennete gidecekleri anlatılarak beyinleri yıkanıyor. zavallı çocuklar ellerinde ak-47 ile geziyor. hepsinin tek amacı var. o da ölmek veya öldürmek.
israil'de çocuk otobüsleri patladı, anaokuluna bomba atıldı, canlıbombalar servislerde patladı. binlerce kişi canlı bomba yüzünden hayatını kaybetti. hangisi gündemimizde 1 saat kalmayı başardı? terör saldırısı denilip geçildi. israil'de ev basıldı, odasında oynayan yahudi kız çocuğu kafasından vuruldu. bu çocuğu öldüren kişinin haberini medyada bu şekilde sık
bulamazsınız. o kızın cesedinin sokaklarda dolaştığınıda göremezsiniz. çünkü bu olayların reklamı yapılmaz gazzedeki son olaylar gibi.
Hamas israil'e roket atmasa, buldozerlerle israilde insanları katletmeseler, bıraksalar yaşam devam etse zor mu? israil'in gazze ile bir problemi yok. israil gazzeyi filistinlilere yaşaması için bıraktı zaten. ama filistinliler daha fazla toprak istiyor, tüm israil'i istiyor. barışın ancak israil'in yok olması ile gerçekleşeceğinin düşünüldüğü bir ortamda israil daha ne yapabilir? kendisine 100 kere saldırıldığında 1 kez tepki veriyor. buna rağmen hala bir şekilde israil'in kendini savunması haksız olarak lanse ediliyor. neymiş filistinin gücü belliymiş. filistinin gücü belliyse, roket yapımını durdursun. yaptıkları roketlerle kaç filistinli aile doyar? aldıkları silahlarla kaç filistinli aç çocuk doyar! ama öyle insanlar yetiştirdiler ki doymak değil, cennete gitmek istiyorlar. cennete yahudi öldürüp gitmek istiyorlar. arafat öldüğünde hesabında çıkan para ile tüm filistin yıllarca doyardı. kimse bunun üzerinde durmuyor.
sonra diyorlar ki israil elektirik vermiyormuş. madem düşmansın israil'e, israilden ne diye elektirik istiyorsun. ki israil gayet elektirik veriyor bu filistinli insanlara. ancak filistin elektiriği aydınlanmak için kullanmıyor. roket yapımı için kullanıyor, roket fırlatmak için kullanıyor. sana verilen elektiriği bu şekilde kullanırsan, her bölgende elektiriği biraz zor bulursun. kendisine saldıran insanlara elektirik verdiği halde, heryere vermemesi yüzünden suçlanan bir devlettir israil. ne kadar konuşulsa, yazılsa, çizilse de durum değişmeyecek. yahudilerin ölümleri tarihte olduğu gibi hep görmezden gelinecek. binlerce yıldır olan yahudi düşmanları düşmanlığa devam edecek. hamas israil'e saldırmaya devam edecek ama haberlerini hiç göremeyeceksiniz. israil hamas'a karşılık verdiğinde insanlar ölecek ve gündemde hep göreceksiniz. hamas'ın bombaları az kişi öldürdüğü için israil'in cevap verme hakkı yok, hamas ne zaman ki binlerce israilliyi katledecek, o zaman israil belki bu hakka sahip olabilir. değil mi? bu sapık bakış açısından insanlar ne zaman kurtulur bilinmez.
Yeter artik.
Israil in sivil halki oldurme gibi bir amaci olsaydi , bu savas 3 gunde biterdi (Rusya'nin Gurcistan operasyonu gibi). Fatih Bey, sizlerin de bildigi ve her gece televizyonlarda ustune basila basila soylendigi gibi, elimizde dunyanin en gelismis silahlari mevcut. SADECE 3 GUNDE ,ordu , Israil topraklarinda huzurla yasayip Hamasin sonunu isteyen Filistinlilileri ve bizi buyuk bir dertten kurtarabilirdi. Ama amac bu degildi.Amac hedeflerdi... bizi ,halki tehlikeye atan hedefler.Bu vurulacagini onceden bildirdigimiz hedefler , eger sivil halkin oturdugu evin damina, mutfaginin altindaki tunele saklanip, okullara hastaneye, tasinip ,halk tehlikeye atiliyorsa ,yani, sizin icin neden bir teror orgutu olarak bir turlu kabul edilmeyen Hamas kendi insanlarini tehlikeye atiyorsa ,bunun hesabi Israile kesilemez.Israil kara kuvvetlerini Gazzeye neden soktu? Kendi ordusunu riske sokacak kadar aptal mi? Kara kuvvetlerini sokmayip hava ordusu isi bitirmeyi bilmiyor muydu?
Tayyip Erdoganin Amerikan YAHUDI CemaatIne odulu geri verip vermemesine kafanizi yormayin bence. Dusunulecek ve ondan sonra konusulacak daha cok sey var...Bugunku Turkiyenin de aslinda tam boyle insanlara ihtiyaci var.
Hoscakalin,
Y.
(Yazani tanmadigim icin tam ismini yazmiyorum.)
Etiketler:
Cocuk,
Fatih Altayli,
Insan Haklari,
Kadin,
Kürt,
Orta Dogu,
Tayyip,
Teror
Pazar, Ocak 25, 2009
"Erdogan teroru kucakladi"
ABD’deki etkin Yahudi lobisi B’nai B’rith’ın Başkan Yardımcısı Daniel Mariaschin, "Hamas’ı destekleyen açıklamalar, bu terör örgütünün kucaklandığını görmek, bir terör örgütüyle özdeşleşmek bizim için çok korkunç bir sürpriz oldu" dedi.
1800’lü yıllardan beri Yahudi düşmanlığı ile mücadele eden ve birçok ülkede faaliyetlerde bulunan ’B’nai B’rith’ yetkilileriyle 2005 yılındaki ABD ziyareti sırasında Başbakan Erdoğan da görüşmüştü. Kuruluşun Başkan Yardımcısı Daniel Mariaschin, Erdoğan ve diğer Türk liderlerini, son haftalarda Türkiye’de yaşanan Yahudi aleyhtarlığı gösterilerinin yarattığı derin hasarı ve acıyı onarmaya çağırdı.
Mariaschin, "Evet, Yahudi düşmanlığı global bir fenomen. Ama, bu olayların Türkiye gibi Yahudi cemaatin tüm toplum ile saygıdeğer ilişkiler içinde yaşadığı bir ülkede meydana gelmesi çok derin bir rahatsızlık verdi" dedi. Türkiye’nin dünyada bir yeri ve konumu bulunduğunu belirten Mariaschin, Hamas’ın bir terör örgütü olduğunu, sivilleri katlettiğini ve BM üyesi olan İsrail’i imha etmeyi hedeflediğini kaydetti. Mariaschin şöyle konuştu:
Mariaschin, Yahudilerin, Türkiye’yi hep baskıdan kaçıp gittikleri bir ülke bildiklerini, ancak yaşanan son olaylarda duyguların vahşileştiğini ve zehirin sokaklara aktığını belirtti. Mariaschin, "Türklerin bulunduğu bir kentte birileri bir dükkana tabela asıp ’Burada alışveriş yapmayın sahibi Türk’ dese siz ne düşünürsünüz?" diye sordu.
Hurriyet
1800’lü yıllardan beri Yahudi düşmanlığı ile mücadele eden ve birçok ülkede faaliyetlerde bulunan ’B’nai B’rith’ yetkilileriyle 2005 yılındaki ABD ziyareti sırasında Başbakan Erdoğan da görüşmüştü. Kuruluşun Başkan Yardımcısı Daniel Mariaschin, Erdoğan ve diğer Türk liderlerini, son haftalarda Türkiye’de yaşanan Yahudi aleyhtarlığı gösterilerinin yarattığı derin hasarı ve acıyı onarmaya çağırdı.
Mariaschin, "Evet, Yahudi düşmanlığı global bir fenomen. Ama, bu olayların Türkiye gibi Yahudi cemaatin tüm toplum ile saygıdeğer ilişkiler içinde yaşadığı bir ülkede meydana gelmesi çok derin bir rahatsızlık verdi" dedi. Türkiye’nin dünyada bir yeri ve konumu bulunduğunu belirten Mariaschin, Hamas’ın bir terör örgütü olduğunu, sivilleri katlettiğini ve BM üyesi olan İsrail’i imha etmeyi hedeflediğini kaydetti. Mariaschin şöyle konuştu:
"İsrail ile görüş ayrılığının bulunmasını normal karşılarız. Ancak, Hamas’ı destekleyen açıklamalar, bu terör örgütünün pozisyonunun onaylandığını ve kucaklandığını görmek, Milli Eğitim Bakanlığı’nın bazı adımları ve bir terör örgütüyle özdeşleşmek bizim için çok korkunç bir sürpriz oldu. Özellikle, Türkiye, terörün ne kadar yıkıcı olduğunu, terör örgütlerinin neler yaptığını ilk elden ve çok iyi bilen bir ülke."
Mariaschin, Yahudilerin, Türkiye’yi hep baskıdan kaçıp gittikleri bir ülke bildiklerini, ancak yaşanan son olaylarda duyguların vahşileştiğini ve zehirin sokaklara aktığını belirtti. Mariaschin, "Türklerin bulunduğu bir kentte birileri bir dükkana tabela asıp ’Burada alışveriş yapmayın sahibi Türk’ dese siz ne düşünürsünüz?" diye sordu.
Hurriyet
Etiketler:
Amerika,
Insan Haklari,
Orta Dogu,
Tayyip,
Teror
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)